Piri
Reis (1470?-1554)
Piri Reis eşsiz bir kartograf ve deniz bilimleri üstadı olmasının
yanı sıra, Osmanlı deniz tarihinde izler bırakmış bir kaptandır. Piri Reis,
1465-1470 dolaylarında, o dönemde Osmanlıların ünlü bir deniz üssü olan
Gelibolu'da doğdu. On yaşlarına geldiğinde, dönemin bütün Akdeniz'de nam salmış
ünlü korsanı olan, sonradan devlet hizmetine giren amcası Kemal Reis'in
seferlerine katılmaya başladı.
Piri ve amcası Kemal Reis, uzun yıllar Akdeniz'de korsanlık
yaptılar. 1486'da Granada’nın Osmanlı Devleti'nden yardım istemesi üzerine
1487-1493 yılları arasında Piri ve amcası, gemilerle Granadalı müslümanları
İspanya'dan Kuzey Afrika'ya taşıdılar. 1499-1502 yıllarında Osmanlı
Donanması'nın Venedik Donanması'na karşı sağlamaya çalıştığı deniz kontrolü
mücadelesinde Osmanlı gemi komutanı idi. Piri Reis Akdeniz'de yaptığı seyirler
sırasında gördüğü yerleri ve yaşadığı olayları, daha sonra Kitab-ı Bahriye
adıyla dünya denizciliğinin de ilk kılavuz kitabı olma özelliğini taşıyacak olan
kitabının taslağı olarak kaydetti.
Piri Reis, 1511'de amcasının ölümünden sonra, bir süre için açık
denizlere açılmadı ve Gelibolu'ya yerleşti. Burada, önce 1513 tarihli ilk dünya
haritasını çizdi. Atlas Okyanusu, İberik Yarımadası, Afrika'nın batısı ile yeni
dünya Amerika'nın doğu kıyılarını kapsayan üçte birlik parça, işte bu haritanın
elde bulunan bölümüdür. Bu haritayı dünya ölçeğinde önemli kılan, Kristof
Kolomb'un hala bulunamamış olan Amerika haritasındaki bilgileri içeriyor
olmasıdır.
Piri Reis haritasını, Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi
sırasında ,1517'de padişaha sundu.
Bazı tarihçilere göre, Osmanlı padişahı dünya haritasına bakmış
ve 'Dünya ne kadar küçük...' demiştir. Sonra da, haritayı ikiye bölmüş ve 'biz
doğu tarafını elimizde tutacağız..' demiştir.. Padişah, daha sonra 1929'da
bulunacak olan diğer yarıyı atmıştır. Bazı kaynaklarca, günümüzde bulunamamış
olan doğu yarısını, Hint Okyanusu'nun ve onun Baharat yolunun kontrolünü ele
geçirmek için Padişahın yapacağı olası bir sefer için kullanmak istediği bile
iddia edilmektedir...
Piri Reis seferden sonra, tuttuğu notlardan Bahriye için bir
kitap yapmak amacıyla Gelibolu'ya döndü. Derlediği denizcilik notlarını bir
Denizcilik Kitabı (Seyir Kılavuzu) olan Kitab-ı Bahriye'de bir araya getirdi..
Kanuni Sultan Süleyman'ın dönemi, büyük fetihler dönemiydi. Piri,
1523'deki Rodos seferi sırasında da Osmanlı Donanması'na katıldı. 1524'de Mısır
seyrinde kılavuzluğunu yaptığı sadrazam Pergeli İbrahim Paşa'nın takdiri ve
desteğini kazanınca, 1526'da gözden geçirdiği Kitab-ı Bahriye'sini Kanuni'ye
sundu. Piri Reis'in 1526'ya kadar olan yaşamı Kitab-ı Bahriye'den izlenebilir.
Piri Reis, 1528'de de ikinci dünya haritasını çizdi. Bugün elimizde olan Kuzey
Amerika haritası bu haritanın bir parçasıdır.
Sonraki yıllarda, güney sularında devlet için çalışan Piri Reis,
bu dönemde, Hint Kaptanlığı yapmış, Umman Denizi, Kızıl Deniz ve Basra
Körfezi'ndeki deniz görevlerinde yaşlandı.
Piri Reis'in Osmanlı donanmasında yaptığı son görev, acı
olaylarla biten Mısır Kaptanlığı'dır. 1552'de çıktığı ikinci seferin son durağı
Basra'da, tamire ve dinlenmeye muhtaç donanmayı bırakıp ganimet yüklü üç gemi
ile Mısır'a döndüğü için, burada hapsedildi. Donanmayı Basra'da bırakması, Basra
valisi Kubat Paşa'ya ganimetten istediği haracı vermemesi, Mısır Beylerbeyi
Mehmet Paşa'nın politik hırsı yüzünden 1554'te hizmette kusurla suçlandı ve idam
edildi. Ne var ki O, yarattığı evrensel boyuttaki eserleri olan, iki dünya
haritası ve çağdaş denizciliğin ilk önemli yapıtlarından birisi sayılan Kitab-ı
Bahriye ile günümüzde de halen yaşamaktadır...
Öldüğünde 80 yaşının üzerinde olan Piri Reis'in terekesine
devletçe el konuldu.
Osmanlı Türklerinde gerçek anlamda haritacılık Piri Reis'le
başlar. Bu acemice, emekleyen bir görüntünün aksine, mükemmel bir çıkıştır. Piri
Reis'in Kitab-ı Bahriye adlı kitabı bir Türk'ün meydana getirdiği en önemli
denizcilik eseri olarak dünyaca selamlanmıştır. Dünya haritası ve Kuzey Amerika
haritasının çizimlerindeki isabet ve projeksiyon sistemindeki mükemmellik, tüm
dünyada büyük hayranlık ve hayret uyandırmaktadır.
Piri Reis Haritası:
Milli
müzeler müdürü Halil Edhem Eldem, 1929 yılında, Topkapı Sarayı'nın eşsiz
hazinelerinden biri olan Piri Reis haritasını ortaya çıkardı. Harita o sıralar
İstanbul'da araştırma yapan Alman doğubilimci Prof. Paul Kahle tarafından
incelenip, 1931 yılında Leiden'de toplanan 18. Doğubilimleri Kongresi'nde dünya
bilim çevrelerine sunuldu. İstanbul basınında yer alan yazılardan sonra
Ankara'ya taşınan harita, Atatürk ve tarihçileri tarafından incelendi.
Atatürk'ün özel ilgi ve emirleri ile devlet matbaasında tıpkıbasımı yapıldı.
Birinci Dünya Haritası adı ile anılan ve deve derisi üzerine çizilen, dokuz
renkte boyanıp resimlenmiş harita 86 cm. boyundadır.
Üst kısmının genişliği 61 cm, alt kısmının ise 41 cm'dir.
Dikkatle bakıldığında, haritanın sağ yanından boydan boya kopmuş olduğu göze
çarpar. Alt kısmının genişliğinin kısa oluşu derinin olağan yapısındandır. Bu
kopma dolayısıyla Birinci Dünya Harita'sından geriye Atlas Okyanusu'nun
boydanboya iki kıyısı kalmıştır. İspanya, Fransa, Amerika'nın doğu kısımları ile
Florida kıyıları, Antiller, Güney Amerika'nın doğu bölümü bugünkü haritalara
yakın doğrulukta çizilmiştir. Harita tipik bir deniz haritasıdır. Enlem ve
boylam çizgileri yerine rüzgar gülü ve yön çizgileriyle, efsanevi ve gerçekçi
resimlerle süslenmiştir. Harita üzerinde yer adlarının yanı sıra, keşif tarihi,
efsanevi bilgiler, haritanın oluşumu hakkında notlar vardır. Harita eşsiz bir
tablo güzelliğine sahiptir. Görselliğin bu denli öne çıkması, eserin Osmanlı
sultanına sunulacak olmasından kaynaklanmıştır. Haritada bulunan rüzgar gülü
sayısı üçü küçük, ikisi büyük olmak üzere beştir.
Güney Amerika'nın kuzeybatı bölümünde yer alan satırlarda Piri
Reis'in imzası açıkça okunur: " Bunu Kemal Reis'in biraderzadesi diye meşhur,
Hacı Mehmet'in oğlu fakir Piri 919 (1513) Muharremülharamında Gelibolu şehrinde
yazdı, Allah ikisini de affetsin."
Güney Amerika üzerinde okunan aşağıdaki satırlarda Piri Reis
bilim adamlarına yakışan bir dürüstlükle haritasının kaynaklarını açıkça
belirmektedir:
"Bu fasıl işbu haritanın ne tarikle telif olunduğunu beyan eder.
İşbu harti misalinde harti asır içinde kimsede yoktur. Bu fakirin elinde telif
olup şimdi bünyad oldu. Hususan yirmi miktar hartiler ve yappamondolar'dan (Mappa
Monde), yani İskender-i Zülkarneyn zamanında telif olmuş hartidir ki rubu meskun
anın içinde malumdur; Arap taifesi ol hartiye Caferiye derler anın gibi sekiz
Caferiyeden ve bir Arabi Hint hartisinden ve dört Portukalın şimdi telif olmuş
hartilerinden kim Sint ve Hint ve Çin hendese tarihi üzerine ol hartilerin
içinde mesturdur ve bir dahi Kolonbo'nun Garp tarafından yazdığı hartiden bir
kıyas üzerine istihraç edip bu şekil hasıl oldu; şöyle ki bu diyarın hartisi
bahriler içinde nice sahih ve muteber ise, mezbur hartide dahi yedi derya ile
sahih muteberdir."
Bu satırların üzerinde yer alan bölümde ise Amerika'nın keşfi ile
ilgili bilgiler verilmekte ve son cümlesinde "Mezbur hartide olan bu karalar ve
cezireler (adalar) kim vardır, Kolonbo'nun hartisinden yazılmıştır" denmektedir.
Haritayı çekici kılan yönlerden biri de budur. Colombus 1492-1504
tarihleri arasında Amerika'ya 4 kez sefer etmiş ve kıyıların haritalarını
yapmıştır. Ancak bu haritaların hiçbiri günümüze ulaşmamıştır ve bugün sadece
Piri Reis'in haritasının içinde yer alan bölümü ile yaşamaktadır. Colombus'la
birlikte ikinci yolculuğa kılavuz olarak katılan Juan de la Cosa'nın 1500'de
yaptığı dünya haritası, Contarini'nin 1506 tarihli dünya haritası ve Martin
Waldseemüller'in 1507 tarihli dünya haritası (ilk defa bu haritada Kuzey ve
Güney Amerika Asya'dan ayrı bir şekilde gösterilmiştir) Amerika kıtasının yer
aldığı ilk haritalardır. Piri Reis'in haritası bu üç haritadan daha doğru olarak
çizilmiştir. Prof. C. Hapgood tarafından yapılan araştırmalar sonucunda,
Kahire'yi merkez alan hava fotoğrafları ile inanılmaz benzerlik taşıdığı
görülmüştür. Erich Von Daeniken ise haritanın uzay gemilerinden çekilen
fotoğraflardan yapılabileceği gibi sansasyonel bir görüş ileri sürmektedir.
Antarktika dağlarının haritada yer alması ise ayrı bir bilinmezdir. Yüzyıllardır
buzullarla kaplı bu dağlar 1951'de ses yansıtıcı bir sistemle keşfedilmiştir.
Kısacası, Colombus'un Amerika'yı keşfinden sonra yapılan haritalar içinde en
isabetlisi ve bugünkü moden haritalara uygunu Piri Reis'in haritasıdır.
Projeksiyon sistemi şaşırtıcı derecede mükemmeldir.
Piri Reis'in ilk haritasının kayıp parçalarının aranması
sırasında, Topkapı Sarayı Müdürü Tahsin Öz tarafından yeni bir harita bulundu.
Ceylan derisi üzerine, sekiz renkte boyanmış Osmanlı tarzı süslemelerle bezeli
çerçevesiyle göze çarpan bu harita da bir deniz haritasıdır. Piri Reis üslubunun
tipik bir örneği olan harita 69-70 cm boyutlarındadır. Çerçevenin sadece kuzey
ve batı kenarlarında bulunması, üzerindeki notların kenara gelen kısımlarının
yarım kalmış olması, bu haritanın da bir kısmının yok olduğunu göstermektedir.
Bu nedenle elimizdeki harita Atlas Okyanusu'nun kuzeyini, Kuzey
ve Orta Amerika'yı kapsamaktadır. Harita üzerinde hemen göze çarpan ve deniz
haritalarının tipik özelliklerinden olan dördü büyük ve süslü, ikisi küçük altı
rüzgar gülü ile iki mil ölçeği bulunmaktadır.
Haritada iki dikey ölçeğin altındaki dört satır, Piri Reis'in
imza ketebesidir ve haritanın yapım yılını da ortaya çıkarır: "Bunu 935 (1528)
yılında Gelibolu'da Reis Gazi Kemal merhumun biraderzadesi diye meşhur olan Hacı
Mehmed'in oğlu fakir Piri Reis tamam etti. Bu iş muhakkak onundur." Bu ketebe
Arapçadır. Ancak harita üzerindeki diğer notlar duru bir Türkçe ile yazılmıştır.
Bu haritanın da, ilki gibi bir dünya haritası olduğu öne
sürülmektedir. Bizce harita bir dünya haritası değildir. Kaybolmuş olan
kısımlardaki alan büyük olasılıkla alt kenarda (güney) Antarktika, sağ kenarda
(doğu) İstanbul'u kapsamaktadır. Piri Reis, Osmanlı başkenti ile Yeni Dünya'yı
büyük ölçekli bir haritada göstermek istemiştir. Bir diğer amaç, 1513 yılında
saraya sunduğu haritadaki bilgileri yeni keşifler ışığında güncelleştirerek
Kanuni'ye sunmak istemiş olmasıdır. Bir başka olasılık ise, Amerika kıtasındaki
yeni keşiflere ilgi duyan Osmanlı Sarayı bu haritayı çizmek için Piri Reis'i
görevlendirmesidir.
İlk haritada bulunan bazı hayali adaların bu
haritada yer almaması, Amerika kıyılarının daha isabetli çizilmesi, deniz
haritalarında yer alan limanların girinti ve çıkıntılarının abartılı olarak
çizilmesi hatasına düşülmemesi, Yengeç Dönencesi'nin çok az hatayla çizilmiş
olması (kopuk ve kayıp bölümde Ekvator ve Oğlak Dönencesi'nin de çizildiğine
işarettir), ilk haritada göze çarpan efsanevi bilgi ve resimlerin bu haritada
bulunmayışı, Piri Reis'in birincisinden daha doğru ve güncel bir harita
oluşturma amacı güttüğünü ortaya koymaktadır.
Kitabı Bahriye:
Büyük bir denizci olduğu kadar büyük bir haritacı olan Piri Reis,
korsanlık günlerinden başlayarak gezip gördüğü yerleri yabancı kaynaklardan da
yararlanarak tarihi ve coğrafi özellikleriyle birlikte kitabında anlatmış ve
haritalarını çizmiştir. Kitab-ı Bahriye'nin nazımla yazılan ve denizcilikle
ilgili tüm bilgilerin toplandığı başlangıç bölümünde, genel açıklamalardan sonra
Ege ve Akdeniz adaları tanıtılarak denizle ilgili gözlem ve deneyim önemi
vurgulanır. Fırtına, rüzgar çeşitleri, pusula ve haritanın tanımından sonra
dünyayı kaplayan denizler ve karaların oranı belirtilir. Portekizlilerin
denizcilikteki ilerlemeleri ve keşifleri, Çin Denizi, Hint Okyanusu, Akdeniz ve
Ege Denizi'ndeki rüzgarlar, Basra Körfezi, Atlas Okyanusu ayrıntılı biçimde
anlatılır.
Düz yazı ile anlatımın başladığı haritalı bölüm
asıl metni oluşturur. Bu bölümde Çanakkale Boğazı'ndan başlayarak Ege
Denizi kıyı ve adaları, Adriyatik denizi kıyıları, Batı İtalya, Güney
Fransa, Doğu İspanya kıyılarıyla çevresindeki adalara ilişkin tarihi,
coğrafi bilgiler verilerek kuzey Afrika kıyıları, Filistin, Suriye, Kıbrıs
ve Anadolu kıyıları izlenerek Marmaris'te tüm Akdeniz'in havzası
noktalanır.
Kitabı Bahriye 'den Piri Reis'in önsözü
Özellikle , güneş gibi parıldayan ve ay ışığı gibi ışıldayan ,
Arap ve Acem sultanlarının sultanı ve Allah'ın yeryüzündeki gölgesi olan Sultan
Bayezid ( II ) Han'ın oğlu , Sultan Selim (I) Han'ın oğlu Sultan Süleyman
(kanuni) Han ki ,
"Yüce Allah özellikle kendisinden inayetini esirgemesin,
devletini güçlendirsin , ona zaferler versin , dünyanın yıkılacağı kıyamet
gününe kadar oğullarına ömürler ve kuvvetler bahşeylesin
Amin"
Bu kitabın yazılış sebebine gelince , cihan padişahı Kanuni
Sultan Süleyman'ın yüce devletine ve mutluluklar bahşeden kapısına , zamanın
bilgili kişileri , uğurlu hüdavendigarın sonsuz himmetleri ile isim ve şöhret
sahibi olabilmek için , çeşitli bilim dallarında eserler vücuda getirmişlerdir.
Merhum Kemal Reis'in kardeşinin oğlu olan bu zayıf ve güçsüz Hacı
Muhammed'in oğlu Piri Reis de , bu ümitle , padişah hazretlerinin feleğe
benzeyen eşiğine , kudretinin yettiği ölçüde "denizcilik ilminden" ve gemicilerin
sanatından yadigar olmak üzere bir kitap yazdım.Çünkü , bu ilimde , şimdiye
kadar hiç kimse , böyle faydalı bir eser bırakmamıştır.
Piri Reis Müzesi:
Çimenlik Kalesi içinde bulunan Piri Reis Müzesinde, Piri Reis'in,
Kitab-ı Bahriye'sini yazdığı tarihten itibaren değişik tarihlerde çizdiği üç
adet Çanakkale Haritası, Dünya Haritası, Piri Reis'i yaşadığı devre ait Bayrak
ve Sancaklar, Osmanlı resim sanatı olan Manzaralı Resim Sanatının üstadı Nasuh
Matrak-çı'ya ait kitaplardan örnekler yer almaktadır.
ve bugünkü Piri Reis:
Almanya'da 1978 yılında inşa edilen ve adını dünya denizcilik
tarihinde saygın bir yeri olan Kaptan-ı Derya Piri Reis'ten alan gemi,
kamuoyunda özellikle Ege Denizi'nde yaptığı araştırmalar sırasında Yunan
gemileri tarafından uğradığı tacizle tanındı. Türkiye'nin denizcilik
araştırmalarında ilk gemisi olan Piri Reis'in 10 personeli bulunuyor ve sefer
sırasında 11 araştırmacı daha alabiliyor. Geminin üzerinde deniz canlıları,
jeoloji, jeofizik, biyolojik araştırmalar yapacak ekipmanlar, bir laboratuar ve
haberleşme sistemleri yer alıyor.
Piri Reis Haritası Hakkında
İzahname [1]
(Türk
Tarihi Araştırma Kurumu Başkanı
Yusuf AKÇURA)
PİRİ REİS haritası, Topkapı Sarayının kadîm
eserler müzesi haline getirildiği sıralarda, Millî Müzeler Müdürü Bay
Halil Ethem tarafından, 1929 senesinde, bulunmuştur. Bay Halil Ethem bu
haritayı, o zamanlar İstanbul'da misafir bulunan Alman müsteşriklerinden
Prof. Kahle ile birlikte tetkik etti ve Prof. Kahle bu tetkiklerin
neticesini 1931 senesi Eylülünde Layden'de in'ikat eden XVIII inci
Müsteşrikler Kongresine bildirdi. Muhterem Türk ve Alman âlimlerinin bu
keşfi ilim âleminin nazarı dikkatini celbetti ve Prof. Kahle'nin maruzası
İtalyan ve İspanyol dillerine tercüme olunup, tabı ve neşredildi ; Viyana
Üniversitesi Coğrafya Profesörü Oberhummer tarafından da 1931 senesi
kânunuevvelinde, Viyana Akademisine bu keşfe dair izahat verildi.
Bazı Türk ve ecnebi gazeteler de Kristof
Kolomb'un haritası unvanile mevzubahsimiz olan haritadan, noksan ve hatalı
bir surette bahse girişmiş olduklarından, Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti, bu
hataların tashihi maksadile Londra'da çıkan "The Illustrated London News"
adlı resimli mecmuaya bir makale ile haritadan ve Piri Reisin "Bahriye"
adlı kitabındaki resimlerden fotoğrafiler çıkartıp gönderdi ; bu makale ve
resimler ingilizce mecmuanın 23 temmuz 1932 tarihli nüshasında intişar
etti.
Profesör Kahle "Forschungen und Fortschritte"
(" Forşungen unt Fortşritte" = Tetkik ve terakkiler) mecmuasının Temmuz
1932 tarihli nüshasında bu mevzua dair bir makale neşretti. Profesör A.
Deissmann dahi 1933 senesi, Berlinde tab'olunmuş " Forschungen und Funde
im Serai" ( "Forşungen unt Funde im Seray = Saraydaki tetkik ve keşifler)
adlı bir tetkiknamesinde, Piri Reis haritasından bahsetti.
Nihayet Profesör Kahle, " Die verschollene
Columbus - Karte von 1498 in einer türkischen Weltkarte von 1513" ("Di
ferşollene Kolumbus -Karte fon 1498 in ayner türkişen Veltkarte fon 1513 "
= 1513 tarihli türkçe bir dünya haritasında kaybolmuş 1498 tarihli
Kolombos haritası) adlı bir risale yazıp 1933 senesinde neşretti. Bu
risale Piri Reis haritasına dair hayli malûmatı ve haritanın iki
fotoğrafisini ihtiva etmektedir [2].
Yukarda yazılan kısa bibliografya gösteriyor
ki Piri Reis haritası, coğrafya âlimlerini alâkadar etmiş ve az zamanda
bunun üzerine epey çalışılmıştır.
Millî tarih meselelerine derin vukufla
verdikleri büyük ehemmiyet malûm olan Türkiye Cumhuriyeti Reisi Kamâl
Atatürk, Piri Reis haritasını, Ankara'ya getirterek bizzat tetkik
buyurdukları gibi, Devlet Matbaasında faksimile usulile teksirini de
emreylediler. Cumhuriyet Hükûmetinin itina ve himmeti sayesinde en
mükemmel matbaalar seviyesine ermiş olan Devlet Matbaası, bu haritayı
aslından farksız denebilecek bir surette tab'a muvaffak oldu.
***
Bu haritayı vücuda getiren Piri Reis, XV inci
asrın son rub'unda Türklerin Akdeniz Amirallerinden bulunan meşhur Kemal
Reisin kardeşi oğludur. Tarih, Piri Beyin en son resmî vazifesi olarak,
Kızıl Deniz ve Umman Denizi donanmalarının Amirallığını tesbit eder.
Piri Reis donanma kumandanlığı vazifesini ifa
ettiği gibi, o zamanın denizcilik ilimlerile de meşgul olmuştur. Reisin
denizcilik nazariyatındaki kudret ve meharetini, mevzubahsimiz harita ile
"Bahriye" adlı kitabı açık göstermektedir. "Bahriye" Akdenizle o zamanlar
Akdeniz kıyılarında bulunan şehir ve memleketleri tarif ve tersim ettiği
gibi, denizciliğe, gemiciliğe dair de mühim malûmat verir
[3].
Piri Reis, haritasını 1513 senesi Gelibolu şehrinde inşa ve tersim
etmiştir ; ve bu tarihten dört
sene sonra, yani 1517 de, Mısır Fatihi Sultan
Selim I e, Mısırda bulunduğu sıralarda bizzat takdim eylemiştir.
Harita, parşömen üzerine, renkli olarak,
itina ile yapılmıştır.
Piri Reis haritasının elde mevcut kısmı,
büyük kıt'ada bir dünya haritasının bir parçasıdır. Haritaya dikkatle
bakanlar, şark tarafı kenarlarındaki haşiyelerin yarı yarıya kesilmiş
olduğunu göreceklerdir. Bundan da istihraç olunabilir ki tekmil harita
dünyanın o zamanlar malûm olan kısımlarını, yani Avrupa, Asya ve Afrika
ile Amerikanın keşfedilmiş parçalarını göstermekte idi.
Müellif, haritasının bir haşiyesinde,
haritayı telif ederken görmüş ve tetkik etmiş olduğu haritaları tafsil ile
beyan eder; Antil kıyılarını tarif eden haşiyede işbu sahiller ve adalar
için Kristof Kolomb'un haritasından istifade ettiğini söyler; amcası veya
dayısı Kemal Reisin yanında esir olarak bulunan ve Kristof Kolomp ile üç
defa Amerika'ya gittiğin ifade eden bir İspanyol'un sefer hakkındaki
rivayetlerini tespit eder; Cenubî Amerika sahillerine ait haşiyelerde dört
Portekiz'in yeni telif olunmuş haritalarını da gördüğünü beyan eyler.
Kristof Kolomb'un haritasından istifade ettiğini şu satırlarla anlatır
[4]:
"Bu isimler ki mezbur Cezayir'de ve
kenarlarında kim vardır, Kolonbo komuştur ki anınla malûm oluna.... bu
kenarlar ve Cezirelerde kim vardır, Kolonbonun hartisinden yazılmıştır
[5]. "
Eser büyük bir dünya haritası olduğu için
eski dünyayı gösteren birtakım haritaları da tetkik eylemiş, bilhassa
kendi ifadesîne göre "İskender zamanında" telif edilen haritaları ve "Mappamondo"
ları ve Müslümanlar [6] tarafından
vücuda getirilen sekiz kıt'a haritayı tetkik ve mütalea etmiştir.
Bizzat Piri Reis, haritasının ne yolda telif
olunduğunu, harita haşiyelerinden birisinde sarahatle anlatmaktadır :
"Bu fasıl işbu hartinin ne tarikle telif
olunduğunu beyan eder. İşbu harti misalinde harti asır içinde kimesnede
yoktur. Bu fakirin elinde telif olup şimdi bünyat oldu. Hususan yirmi
miktar hartiler ve Yappamondolar (Mappa Mondo) dan - yani İskenderi
Zülkarneyn zamanında telif olmuş hartidir ki rubu meskûn anın içinde
malûmdur; Arap taifesi ol hartiye Caferiye derler-anın gibi sekiz
Caferiyeden ve bir arabî Hint hartisinden ve dört Portukalın şimdi telif
olmuş hartilerinden kim Sint ve Hint ve Çin diyarları hendese tariki
üzerine ol hartilerin içinde mesturdur, ve bir dahi Kolonbo'nun Garp
tarafında yazdığı hartiden bir kıyas üzerine istihraç edip bu şekil hâsıl
oldu; şöyle ki bu diyarın artisih bahriler içinde nice sahih ve muteber
ise, mezbnr harti de dahi yedi derya ile sahih ve muteberdir."
Piri Reis haritasında asrın beynelmilel
sayılan harita an'anelerine riayet ettiğini "Bahriye" sinde hususî bir
fasıl içinde zikretmektedir: şehirler ve kaleler kızıl hatlarla, ıssız
mahaller kara hatlarla, döküntüler, taşlıklar siyah noktalarla, sığlık ve
kumluk yerler kızıl noktalarla, gizli kayalar ıstavroz işaretile
gösterilmiştir.
Piri Reis haritasında dikkate şayan
noktalardan birisi, Afrika'nın Muhiti Atlasi sahilindeki mevkilere verilen
adlardır. Babadağı, Akburun, Yeşilburun, Kızılburun, Kozlukburun,
Altınırmak, Güzel körfez.... gibi ki bunların hepsi öz Türkçe'dir.
İkinci bir nokta da haritanın bir kopya
olmayıp, muhtelif haritalardan ve Reisin ve dostlarının müşahedelerinden
istifade suretile yapılmış orijinal bir eser olmasıdır.
Teessüf olunur ki elimizdeki bu pek mühim
harita, ancak bir parçadır ; başka parçaları kopup kaybolmamış olsa idi,
1513 senesinde yapılarak eski ve yeni dünyayı bir arada gösteren Türkçe
mükemmel bir harita elimizde bulunmuş olurdu. Kristof Kolomb'un
seyahatleri XV inci asrın son ve XVI ıncı asrın ilk senelerinde (Kolomp
dördüncü seferinden 1504 te dönmüştür) olduğuna göre yeni keşiflerden pek
az zaman sonra yapılan böyle bir harita, bütün dünya kıt'alarını bir arada
gösteren ilk haritalardan biri demektir.
Hasılı, XVI ıncı asrın başlarında tersim
edilen bu harita muhtelif noktai nazarlardan çok kıymetli bir Türk
eseridir.
Piri Reis, haritasının kenar yazısında,
Kristof Kolomb'un haritasından ve Portekiz haritalarından istifade
ettiğini söylüyor. Kolomb'un şimdiye kadar bulunamamış haritasından
istifade iddiası, şu suretle izah edilebilir: Türk bahriyelileri,
Akdeniz'in Garp havzasında 1501 senesi ettikleri bir deniz muharebesinde
İspanyol gemilerini zaptetmişlerdi; ve bu gemilerden birisinde Amerika'dan
getirilmiş eşya bulmuşlardı. Kristof Kolomp, malûm olduğu üzere, üçüncü
seyahatinden 1500 senesinde dönmüştü. Bu malûmata göre, Kemal Reis
tarafından İspanyol gemisinde zaptolunan eşya arasında Kristof Kolomb'un
haritası da bulunmuş olsa gerektir.
Amerika kâşifinin bu büyük keşfinden sonra
tersim ettiği malûm olan harita şimdiye kadar hiçbir yerde bulunmamış
olduğundan, Piri Reis haritası, Kolomb'un haritasına müteallik pek mühim
bir memba demek olur. Kıymetli bir âlim ve kartoğraf olan Türk Reisi,
iddia ettiği veçhile, Kolomb'un haritasını hakikaten elde ederek kendi
haritasının çizilmesinde ondan istifade etmiş midir? Meselesini uzun,
derin tetkikeden Alman Profesörü Kahle, Piri Reis'in iddiasının doğru
olduğunu tespit etmektedir [7].
Türklerin medeniyetleri cihetinden de, bu
harita büyük bir ehemmiyeti haizdir. XV inci asır sonları ile XVI ıncı
asır başlarında yeni dünyanın keşfi, Osmanlı İmparatorluğu'nun menafiine
doğrudan doğruya temas etmediği halde, Türk âlimlerinin bu keşfi pek
yakından ve çok alâka ile takip etmiş olmaları, coğrafya ilminde ve harita
tersiminde fevkalâde bir iktidar göstermeleri [8],
o zaman Türklerinin Avrupa medenî hareketleri içinde bulunduklarını ispat
etmektedir. Piri Reis'in yukarda zikrettiğimiz "Bahriye" adlı kitabı da bu
hususun başka bir delilidir; çünkü "Bahriye" o zamanlar Akdeniz'e dair
yazılan eselerin en mükemmellerindendir.
Piri Reis haritasındaki haşiyelerin bazıları
pek kolay okunamamaktadır. Haritayı mütalea edenlere kolaylık olmak için
Cemiyetimiz azasından, eski ve bozuk yazıları okumakta mümaresesi olan Bay
Hasan Fehmi'den o yazıların tetkikı rica edilmişti. Bay Hasan Fehmi çoğunu
okumağa mavaffak oldu; okuyamadıklarını da ayrıca işaret etti.
Haritanın garbı şimalî kenarından başlanarak
cenuba doğru inilmek, sonra çepçevre ve merkeze doğru helezonî dolaşılmak
üzere yazılar numaralanmıştır. Numara sırasile haşiyeler aşağıya
naklolunmuştur.
I - . . . . . . (Okunamıyor).
II - Bu diyarlar imaretliktir. Cümle
halkı üryan yürürler.
III - Bu diyara Antilya vilâyeti
derler. Gün batısı canibidir. Dört cins tuti olur imiş, ak, kızıl, yeşil,
kara. Halkı tuti etini yerler ve taçları cümle tuti yünündendir. Bunda bir
taş olur, siyah mehenk taşına benzer, halkı nacak yerine anı kullanırlar
imiş. Gayet te berk taş olduğunu . . . . . . ; biz ol taşı gördük.
(Not - Piri Reis Bahriyesinde der ki:
"Akdeniz'de elde ettiğimiz düşman kemilerinde hem bu tuti yününden olan
külâhlardan bir tanesini ve mehenk taşına benziyen taşı bulmuştuk.)
IV -
(İşbu
haritayı Kemal Reisin biraderzadesi unvanile müştehir Piri ibni Hacı
Mehmet 919 senesi muharreminde [ yani 1513 senesi 9 Mart ile 7 Nisan
arasında ] Geliboluda tahrir eylemiştir.
V - Bu fasıl işbu kenarların vedahi
cezairin nice bulunduğunu beyan eder.
İşbu kenarlara Antilya kıyıları derler. Arap
tarihinin sekiz yüz doksan altı yılında bulunmuştur. Amma şöyle rivayet
ederler kim Cinevizden bir kâfir adına Kolonbo derler imiş, bu yerleri ol
bulmuştur. Meselâ mezbur Kolonbonun eline bir kitap girmiş ki Mağrip
Denizinin nihayeti yani gark (garp) tarafında kenarlar ve cezireler ve
türlü türlü madenler ve dahi cevahir dağı vardır deyu bu kitapta bulur.
Mezbur kitabı tamam mütalea ederek Cineviz ulularına bu kaziyeleri bir bir
şerh edip eydür : gelin, bana iki pare gemi verin, varayım, ol yerleri
bulayım, der. Bunlar eydürler: ey epter, Mağrip deryasının nihayeti payanı
ve haddi(mi) bulunur? Buharı zulmetle doludur, derler. Mezbur Kolonbo
görür ki Cinevizlerden çare yok, sürer, İspanya Beyine varır, hikâyeti bir
bir arzeder. Anlar dahi Cinevizli gibi cevap verirler. Velhasıl bunlara
Kolonbo hayli ibram eder. Ahir İspanya Beyi iki gemi verip bunun muhkem
yarağın görüp eydür: ey Kolonbo, eğer senin dediğin gibi olursa, seni ol
diyara kapudan ideyin, deyip mezbur Kolonboyu Bahri Mağribe gönderdi.
Merhum Gazi Kemalin İspanyalı bir kulu vardı, mezbur kul Kolonbo ile üç
defa ol diyara vardım, deyu merhum Kemal Reise hikâyet edip eydür: evvel
Septe Boğazına vardık, dahi oradan gün batısı lodosun ikisinin ortasına...
rast dört bin mil yürüdükten sonra karşımızda bir ada gördük; amma
gittikçe deryanın mevci köpüklenmez olmuş, yani deniz sakin olup düzelmiş;
ve Şimal yıldızı dahi - bahrîler puslalarında gene yıldız derler - ol
yıldız gide gide dolunmuş görünmez olmuş; ve dahi eydür ki : bu tertipçe
yıldızlar ol diyarda görünmez, gayri tertipçe görünür, der. Andan evvel
karşıda gördükleri adaya demir korlar, ol adanın halkı gelir, bunlara ok
vurur, komazlar ki dışarı çıkıp haber soralar. Erkeği ve dişisi el okun
atarlarmış. Ol okun demreni balık süğüğünden; ve cümlesi üryan yürürlermiş
ve hem gayet... Görürler kim ol adaya çıkarmazlar, adanın öte yüzüne
geçmişler, bir sandal görürler; bunları görücek sandal kaçıp karaya
dökülürler. Bunlar sandalı almağa varırlar, görürler ki içinde adam eti
var. Meğer bunlar bu tayfa imiş ki adadan adaya çıkıp adam şikâr edip
yerler imiş. Mezbur Kolonbo bir ada dahi görüp ana varırlar, görürler kim
ol adada ulu yılanlar var. Ol yere çıkmadan hazer edip bir gayri adaya
dahi varırlar. Demir korlar, on yedi gün onda yatarlar. Bu adanın halkı
görürler ki kendilere bu gemiden ziyan yok, varırlar, balık avlayıp
filikasile bunlara getirirler. Bunlar da hoş görüp anlara sırça boncuk
verirler. Meğer kim sırça boncuk ol diyarda muteber idiyin kitapta bulmuş
imiş. Anlar boncuğu görüp dahi ziyade balık getirirler. Bunlar daim anlara
sırça boncuk verirler. Bir gün bir avretin kolunda altın görürler, altın
alıp boncuk verirler. Bunlar eydür: varın, dahi altın getirin, size dahi
ziyade boncuk verelim, derler. Anlar varıp dahi vafir altın getirirler.
Meğer bunların dağlarında altın madeni varmış. Bir gün dahi birinin elinde
inci görürler. İnciyi alıp boncuk verirler. Bunlar görürler ki boncuk
verirler dahi vafir inci getirirler. İnci bu adanın kenarında bir iki
kulaç yerde bulunurmuş ve dahi ol diyardan vafir bakkam ağacını yükledip
mezbur halktan ikisini alıp ol yıl içinde İspanya Beyine getirirler. Amma
mezbur Kolonbo ol kişilerin dilin bilmeyip işaretle alışveriş ederlermiş.
Ve bu seferden sora İspanya Beyi papaz ve arpa gönderip ekin biçim öğredip
kendi tarikıne koymuş; bunların bir veçle mezhepleri yoğmuş, hayvan gibi
üryan yürüyüp anda yatarlarmış. Şimdi ol diyarlar tamam açılıp meşhur
olmuştur. Bu isimler ki mezbur cezairde ve kenarlarda kim vardır, Kolonbo
komuştur ki anınla malûm oluna. Ve hem Kolonbo ulu müneccim imiş. Mezbur
hartide olan bu kenarlar ve cezireler kim vardır, Kolonbonun hartisinden
yazılmıştır.
VI - Bu fasıl işbu hartinin ne tarikle
telif olduğunu beyan eder.
İşbu harti misalinde harti asır içinde
kimesnede yoktur. Bu fakirin elinde telif olup şimdi bünyat oldu. Hususan
yirmi miktar hartiler ve Yappamondolardan - yani İskenderi Zülkarneyn
zamanında telif olmuş hartidir ki rubu meskûn anın içinde malûmdur; Arap
tayfası ol hartiya Caferiye derler anın gibi sekiz Caferiyeden ve bir
Arabî Hint hartisinden ve dört Portukalın şimdi telif olmuş hartilerinden
kim Sint ve Hint ve Çin diyarları hendese tariki üzerine ol hartilerin
içinde mesturdur, ve bir dahi Kolonbonun garp tarafında yazdığı hartiden
bir kıyas üzerine istihraç edip bu şekil hâsıl oldu; şöyle ki bu diyarın
hartisi bahriler içinde nice sahih ve muteber ise, mezbur harti de dahi
yedi derya ile sahih ve muteberdir.
VII - Portukal kâfiri rivayet eder kim
bu yerde gece ve gündüz kısalıcak iki saat olur, uzayıcak yirmi iki saat
olur. Amma gündüzü gayet ıssı olup ve gecede gayet çiy düşer derler.
VIII - Portukal gemisi Hint vilâyetine
giderken muhalif rüzgâra duş gelir kenardan; bunu rüzgâr kenardan . . . .
. . . ken fırtınayile kıble canibine gittikten sora karşılarında bir kenar
görürler, anın üzerine yürürler... görmüşler ki hûp demir yerlerdir. Demir
korlar, sandalla kenara çıkarlar, görürler kim adamlar yürür, herbirisi
üryan; ve lâkin el okun atarlar, demrenleri balık süğüğünden. Bunlar anda
sekiz gün yatarlar, o halkla satı pazar ederler işareyile. Bu diyarları ol
barça görüp yazmıştır ki....çekip durur. Mezbur barça Hinde gitmeyip
döner, Portukala varıp haber verir.... Bu kenarları tafsilile yazarlar;
anlar bulmuş (?) oldu.
IX - Ve bu diyarda ak kıllı ve bu
şekilli canavar ve dahi altı boynuzlu kâvlar olurmuş; Portukal kâfiri
hartilerinde yazmışlar....
X - Bu diyarda imaretlik yoktur, cümle
haraptır ve ulu yılanlar olurmuş ; ol sebepten Portukal kâfiri bu
kenarlara çıkmazlar imiş; ve hem gayet ıssılar olur imiş
XI - Ve bu dört pare gemi Portukal
gemisidir. Hem şekli yazılmıştır. Mağrip diyarından Habeş burnuna geçerler
kim Hinde gideler. Şuluk üzerine yürürler. Bu körfezi arkırı geçmeğe dört
bin iki yüz mildir.
XII - . . . . . . bu kenarda bir kale
. . . . . olur zira
. . . . . iklimde altın
. . . . . halat iledüp
. . . . . nde ölçerler imiş
(Not - Bu beş satırın beherinin yarı
yerlerinden eksik olması haritanın kesildiğine en sarih delildir.)
XIII - Ve bir Cineviz kükesi
Flandırdan gelirken fırtına bulup önüne katar; zarurî giderken bu adaların
üzerine çıka varır, ve bu adalar bundan menkuldür.
XIV - Rivayet ederler kim zamanı
evvelde Sanvolrandan ( Santo Brandan ) derler bir papaz yedi deryayı
gezmiş derler. Mezbur bu baluğun üzerine uğramış kuru yer sanıp baluk
üzerine ot yakmışlar; baluğun sırtı kızıcak denize dalmış, bunlar sandala
koyulmuşlar, gemiye kaçmışlar. Bu ahval Portukal kâfirinden zikrolunmaz.
Kadîm Pappa Mondalardan mankuldür.
XV - Bu hurda adalara Undizivercine
deyu ad koymuşlardır, yani on bir bikr demek olur.
XVI - Ve bu adaya Antilya adası
derler. Canavar ve tuti ve bakkam gayet çoktur, veli imaret değildir.
XVII - Bu kenarları bu barça fırtına
ile gelip düştükde . . . . . . . . . . Adına Nikola di Cuvan derler.
Hartisine yazmış ki bu ırmaklar kim görünür ekseri hep altın toprağıdır.
Suyu kaçtıktan sonra kum içinden altın toprağını vafir devşirlermiş ;
hartisinde ...
XVIII - Portukalın fırtına bulup bu
diyara gelen barçası budur. Tafsili kenarda yazılmıştır. (Not - Bahsedilen
tafsilât VIII numaradadır.)
XIX - Portukalkâfiri burdan gün batısı
canibine geçmez. O canip hep İspanyanındır.Bunlar kavil etmiştir ki iki
bin mil Septe Boğazının günbatısı tarafında sınır etmişlerdir. Portukal ol
canibe geçmez, amma Hint canibi ve cenup canibi hep Portukalındır.
XX - Ve bu karaveleyi fırtına bulup
geldi, bu adaya düştü; ismine Nikola Cuvan derler. Ve bu adada vafir birer
boynuzlu kâv çoktur. Ol sebepten bu cezirenin İzle (de) vaka derler, yani
sığır adası demek olur.
XXI - Bu Karavelenin reisine Mesir
Anton Cineviz derler, amma Portukalda büyümüştür. Bir ün mezbur
karavelesile fırtına bulup gelmiş, bu cezirelere düşmüş ; vafir zencebil
bulup bu adaları ol yazdı.
XXII - Bu denize Bahri Mağrıp derler,
amma Efrenç tayfası Mar de İspanya derlerdi, yani İspanya Denizi demek
olur. Şimdidek bu isimlerle meşhurdu. Amma Kolonbo ki bu deryayı açmıştır
ve bu cezairi ol malûmetmiştir, dahi Portukal kâfiri ki Hint diyarın
açtılar, bu cümle birbirile ittifak ettiler kim işbu deryaya yeni isim
vereler. Bu deryanın adını Ovosano (Oseano) kodular, yani Sağ yumurta
demek olur. Bundan evvel fikirleri bu imiş ki bu deryanın haddü payanı
olmaya, ötesi zulemat ola-Şimdi gördüler kim bunca kenar denizi kuşadıp
durur; bu derya bir göl gibi olduğu için Sağ yumurta deyu ad verdiler.
Sah.
XXIII - Bu yerde bir boynuzlu kâv olur
ve hem bu şekilli canavarlar olur.
XXIV - Bu canavarın yedi karış boyu
vardır., gözünün aralığı bir kariştır; amma selimi nefs imiş.[9]
Türklerin XVI ıncı asırda ilme hizmetlerinin
kat'î bir vesikası olan bu haritanın basılmasını emir buyuran Hami
Başkanımız Uluğ Kamâl Atatürk'e Türk Tarihi araştırma kurumunun sonsuz
şükran ve minnettarlık hislerini arzederek, bu mukaddemeyi bitiriyorum.
------------------------------------------- o
-------------------------------------------
[1]
Burada Piri Reis haritası hakkında yazdıklarım, yalnız şahsî tetkiklerimin
neticesi değildir; T. T. T. Cemiyeti İkinci Reisi ve Millî Müzeler sabık
Müdürü Bay Halil Ethem ve T. T. T. Cemiyeti Umumî Kâtibi ve sabık Maarif
Vekili Dr. Reşit Galip ile İstanbul Üniversitesi Profesörlerinden M. Fuat
Köprülü, Maarif Vekâleti Kütüphaneler Müdürü Bay Hasan Fehmi ve Ankara
Etnografya Müzesi Müdürü Bay Osman Ferit lerin tetkiklerinden ve
Almanya'da
Bonn Üniversitesi
Profesörlerinden Paul Kahle Cenaplarının Piri
Reis haritasına dair neşrettiği makalelerden istifade edilerek, kaleme
alınmıştır. Ziraat doktorlarımızdan Bay Hikmet de Prof. Kahle'nin bu
meseleye ait son eserini Türkçe'ye tercüme ve Dr. Wittek Piri Reis
haritasının okunmasında ve bu izahnamenin dikkatle tercümesinde hizmet
ederek büyük yardımda bulundular. "Son Posta" gazetesi muharrirlerinden
İbrahim Hakkı Bey, gazetesinde Piri Reis haritasına dair geniş muhite ilk
malûmatı vererek, harita üzerine herkesin dikkat nazarını celbetmiştir. Bu
kere de harita haşiyelerinin doğru okunmasında cemiyetimize yardım etti.
[2]
Profesör Kahle'nin bu eseri Walter de Gruyter u.Co., Berlin und Leipzig,
tarfından tabı ve neşrolunmuştur.
[3]
Piri Reis, "Bahriye" sini mevzuu bahsimiz olan haritasından sekiz sene
sonra müsvedde olarak Gelibolu'da hazırlamış, yedi sene sonra ıslah ve
tebyiz ederek İstanbul'da Kanunî Süleyman'a takdim eylemiştir. Bu yazma
eserin müteaddit nüshaları İstanbul kütüphanelerinde ve bazı Avrupa
kütüphanelerinde mevcuttur: İstanbul kütüphanelerinden Ayasofya, Topkapı
Sarayı, Nuru Osmaniye, Süleymaniye, Tersane, Üniversite, Köprülüzade Fazıl
Ahmet Paşa, Ali Emirî Efendi kütüphanelerinde muhtasar veya mufassal bir,
iki, hatta bazılarında üç nüsha vardır.
Avrupa kütüphanelerinden Dresden
kütüphanesinde, Bolonya Üniversite kütüphanesinde ve Paris'in Millî
kütüphanesinde de nüshaları bulunduğu malûmumuzdur. İstanbul
kütüphanelerinde bulunabilen mufassal nüshaların en eskiden yazıldığı
tahmin olunan ve en mükemmel ve kıymetlisi olan Ayasofya kütüphanesinde
2612 numara ile mukayyet nüshadan faksimile edilerek basılan "Bahriye"
kitabı pek yakında intişar edecektir.
[4]
Piri Reis, "Bahriye" sinin mukaddemesinde haritalara dair izahat verirken
kendi haritası hakkında aynen şu satırları yazar:
"Bu fakir dahi mukaddema bir harti bünyat edip şimdiden olan hartilerden
ez'afı muzaaf ziyade türlü tasarruflar gösterip Hint ve Çin bahriyelerinin
taze çıkan hartileri ki Diyarı Rum'da kimesne anı bu zamandan malûm
edinmemiştir, anları da bile kaydedip merhum ve mağfur Sultan Selim Han
Hazretlerinin babı saadetmaabına nefsi Mısırda verilüp makbul olmuş idi."
[5] Bu
kelimelerin altı bizim tarafımızdan çizilmiştir.
[6]
Muahhar müsteşriklerin haklı olarak söyledikleri veçhile Arap medeniyeti
demek yanlıştır; İslâm medeniyeti demek lâzımdır; çünkü bu medeniyeti
vücuda getirenler, Arap lisanı kullanmakla beraber, hepsi Arap değildi;
içlerinde Araplardan ziyade Pers ve Türk vardı.
[7] P.
Kahle, "Die verschollene Columbus - Karte von 1498" , Einleitung, S, 9 -
10.
[8] "Bu
harita Akdeniz üzerine mühim bir eserini bildiğimiz ve eserinin içindeki
malûmat ve haritalara göre çok şayanı itimat olan fevkalâde muktedir bir
Türk coğrafyacısı tarfından çizilmiştir. Mahallerinde yapılan en ince
tetkikat göstermiştir ki bu eserin içindeki malûmat hakikate tamamen
tevafuk etmektedir." P. Kahle, "Die verschollene Columbus- Karte von
1498", Einleitung, S.9.
[9] XXIII
ve XXIV numaralı haşiyeler "Cihan Haritacılık Tarihi" adlı mühim bir eser
yazan ( bu eser henüz tabı ve neşrolunmamıştır) Erkânı Harbiye Harita Umum
Müdür Muavini Kurmay Albay H. Abdurrahmanın bu eserindeki okuyuşundan
iktibas olunmuştur.
------------------------------------------- o
-------------------------------------------
Tavsiye
Edebileceğimiz Kitaplar:
Piri
Reis(Türkçe)
Kemal Özdemir
DENİZLER KİTABEVİ
Çağını aşmış insanlardan biri olarak
karşımızda duran Piri Reis, 16. Yüzyıl Osmanlı dünyasının renkli
kişilerindendir. Korsan, gemi reisi, gezgin, Osmanlı donanmasının Mısır
Kaptanı, Türk haritacılığının gerçek kurucusu eşsiz bir kartograf ve deniz
bilimleri üstadıdır. Eserleri beşyüz yıl sonra yine ilgi çekmekte,
hayranlık uyandırmakta, nasıl oluşturulduğu üzerine tartışmalar
yapılmaktadır. Osmanlılar 15.ve16.yüzyılda kuvvetli donanmaları ile Orta
ve Doğu Akdeniz'de, Garp Ocakları adı verilen Kuzey Afrika'daki korsan
üsleri desteği ile de Batı Akdeniz'de hüküm sürmelerini denizcilik
biliminde üst düzeyde bulunmalarına borçludurlar. Bu bilimsel doruğu
oluşturan da Piri Reis'tir.
Yayın Yılı: 2002; 110 sayfa; KUŞE; 23,5x33,5
cm; CİLTLİ; ISBN:9757970239; Dili:TÜRKÇE